4 Nisan 2014 Cuma

Çocuklarda duruş bozukluğuna dikkat!

Çocuklarda duruş bozukluğuna dikkat!


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması sonucunda çocukların uzun saatler bilgisayar başında kötü pozisyonda oturduklarını söyledi. Yıldız, "Bilgisayar kullanımın yaygınlaşması sonucu çocuklar hem daha az hareket ediyor hem de uzun saatler bilgisayar başında kötü pozisyonda oturuyor. Bu duruş bozukluğu çocuğun ileri yaşlarında boyun, sırt ve bel ağrılarına yol açabilir." dedi.




Liv Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, çocukların bel ve sırt ağrılarından kaynaklanan duruş bozuklukları ile ilgili bilgiler verdi. Çocukların dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Yıldız, "Çocuğunuzu dikkatle izleyin, uzun süre ayakta durduğunda kamburlaşıyorsa, başı önde duruyorsa duruş bozukluğundan söz edilebilir. Çocuğunuz özellikle boyun veya sırt ağrısından yakınıyorsa doktora başvurmak gerekir." diye konuştu.


Vücudun kötü kullanılması ve alışkanlığa bağlı duruş bozuklukları olduğunu ifade eden Yıldız, "Omurganın yana eğriliği (skolyoz), sırt omurgasının arkaya doğru aşırı kavislenmesi (kifoz) gibi çeşitli duruş bozuklukları vardır. Çocukta skolyoz veya kifoz düşünülmesi durumunda mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Bunun dışında vücudun kötü kullanılması ve alışkanlığa bağlı duruş bozuklukları vardır. Bu tip duruş bozuklukları doğru oturma, vücudu kullanırken doğru durmaya çabalama, sırt, boyun ve bel kaslarını güçlendirici egzersizler ve sporla önlenebilir ve önlenmelidir." şeklinde konuştu.


Ebeveynlerin dikkatli olması gereken konulara da değinen Yıldız, "Bilgisayar monitörü göz hizasında olmalı, sandalyede otururken ayaklar yere basmalı, dizlerin seviyesi kalça seviyesinden biraz daha yüksekte olmalı ve omuzlar rahat pozisyonda olmalıdır. Çocuğunuzun sandalyede ya da bilgisayar başında uzun süre hareketsiz kalmasına izin vermeyin. Çocuğunuzun çok ağır çanta taşımasına izin vermeyin. Çok ağır çantalar zamanla sırt ağrılarına ve duruş bozukluklarına yol açabilir." dedi.



http://ift.tt/1q4fjE3

Günlük hayatı taçlandıran sünnetler

Günlük hayatı taçlandıran sünnetler


Kim benden sonra unutulmuş olan bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir.” buyuruyor Efendimiz (sas). Yine başka bir müjdesinde ahir zamanda unutulan bir sünnete sarılana 100 şehit sevabı verileceğini belirtiyor. Günlük koşuşturma içerisinde ihmal ettiğimiz ama uygulaması çok kolay olan sünnetleri alışkanlık haline getirmek, hem Efendimiz’e olan sevgimizi artıracak hem de iyi bir Müslüman olma yolunda bize rehberlik edecek.




İslâm bütün insanlığı kucaklayan evrensel bir din. Onun taşıyıcısı olan Allah Resûlü’nün (sas) hayatı da bir o kadar kuşatıcı. Yani, iyi bir Müslüman olma yolunda örnek alacağımız yegane model. Ahzab Suresi 21. ayette, “Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.” buyruluyor. Bu ayet-i kerime Peygamber Efendimiz’i (sas), bizlere yol gösteren en iyi kılavuz olarak işaret ediyor. Yani, bir insanın nasıl yatıp kalkacağını, yiyip içeceğini, ibadet edeceğini, kısaca yaşamın her alanını en iyi bilenin O (sas), olduğunu söylüyor.


Nefes alıp verdiğimiz müddetçe Peygamber Efendimiz’i örnek almamız gerekiyor. O’nun (sas) yaptığını yapıp, uzak durduklarından kaçınmamız şartken, ne yazık ki bir kısım sünnetleri ya hiç bilmiyor ya da bildiğimiz halde uygulamıyoruz. Oysa, her mümin bu örnek hayatı iyi idrak etmek zorunda. “Kim, benden sonra unutulmuş bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir.” hadis-i şerifi de bu yolda yürüyenler için müjde niteliğinde.


Çocuklara selâm vermek


Çocuk yaşta Hz. Peygamber’in (sallallahü aleyhi ve sellem) uzun süre hizmetinde bulunan ve onun davranışlarını en iyi bilen sahabelerden biri olan Enes b. Mâlik’in “Resûlullah çocukların yanından geçer ve onlara selâm verirdi.” rivayeti Şefkat Peygamberi’nin (sas) çocuklara selâm verdiğini ve bunu hiç ihmal etmediğini gösteriyor. Resûl-i Ekrem’in çocuklara selâm vermesi selâmın toplumun her kesiminde yayılması gerektiğine de işaret ediyor.


Yolculuktan gece dönmemek


Resûl-i Ekrem (sas), seyahate çıkacak kişilere, “Seyahate çıkan üç kişi içlerinden birini başkan tayin etsin.” tavsiyesinde bulunuyor. Seyahate perşembe günü çıkmak ve yolculuktan eve gece dönmemek de Efendimiz’in (sas) sünnetleri arasında. Bilhassa iletişim imkanlarının olmadığı dönemlerde yolculuktan gece yarısı habersiz eve gelmek olumsuz durumlara sebep oluyordu.


Her anını duayla geçiren Allah Resûlü, bineğe bindiğinde Zuhruf Suresi’nin 13. ayetini okurdu: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabb’imize döneceğiz.” Peygamberimiz, bu duayı okuyup bineğinden inmeden ölen kişinin şehit olacağı müjdesini de veriyor.


İşrak namazı kılmak


İşrak namazının fazileti hakkında Kainatın Efendisi şöyle buyuruyor: “Bir kimse sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekat (işrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur.” Peygamberimiz’in hayatı Cenab-ı Hakk’a ibadetin ve en güzel kulluğun örnekleriyle dolu. Bu anlardan biri de sabah namazından sonraki vakitler. Kerahat vaktinin çıkmasını beklerken Allah’ı zikretmek ve arkasından iki rekat işrak namazı kılmak Efendimiz’den bize emanet sünnetlerden biri.


Secde anında dua etmek


Her anını Allah’a dua dua yalvarmakla geçiren Peygamberimiz, ümmetine şu tavsiyede bulunuyor: “Kulun Rabb’ine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın”, “Allahümme leke secedtü ve bike âmentü ve leke eslemtü secede vechî lillezî halâkahû ve savverahû ve şakka sem’ahû ve besarahû tebâreka’llahü ahsenü’l-hâlikîn.” O’nun, Rabbi’ne en yakın olduğu anda yaptığı dualardan biri.


Yüzüstü yatmamak


Uyurken sağ tarafa, sağ el üzerine ve dua okuyarak yatmak Hz. Peygamber’in sünnetleri arasında. Efendimiz’in eşlerinden Hz. Aişe validemiz, O’nun yatış şeklini şöyle anlatıyor: “Resûlullah yatağa girdiğinde, avuçlarını bitiştirip içine üfler, İhlas, Felak ve Nas sûrelerini okur, ellerini vücudunun sürebildiği yerlerine sürerdi. Ellerini baş, yüz ve vücudunun ön tarafından sürmeye başlardı ve bunu üç kere tekrar ederdi.” Kainatın Efendisi, yüzüstü yatmayı ise cehennem halkının yatış şekli olarak niteliyor.


Yeni elbiseyi cuma günü giymek


Günlerin seyyidi olarak kabul edilen cuma gününde, güzel giyinmek, güzel koku sürünmek, gusül abdesti almak gibi birçok sünnet bulunuyor. Fahr-i Kainat (sas), “Günlük giyilen elbiseden başka, cuma günleri giyilecek ayrı bir elbisenin olması ne iyidir.” buyuruyor. Kendisi de Yemen kumaşından olan elbisesini, cuma ve bayramlarda giyerdi. Yeni alınan elbisenin de ilk o gün giyilmesi sünnet. Zira Resûlullah, aldığı yeni elbiseyi ilk olarak cuma günü giyer, iki rekât namaz kılar ve eski elbisesini başkasına verirdi.


Aksırınca ne demeli?


İnsan kalbinin atışı, hapşırınca birkaç saniye durur. İnsanın ölüp, tekrar hayata dönmesi gibidir o an. Zira hapşırma esnasında duran kalp tekrar çalışmayabilir. Cenâb-ı Hakk’ın insana tekrar kalbin çalışma nimetini vermesi karşısında, hapşıran kişinin “Elhamdülillah” demesi, orada bulunanların da hapşıran kişiye, “Yerhamükellah / Allah sana rahmet etsin.” diyerek mukabelede bulunması, hapşıran kişinin de tekrar “Yehdînâ ve yehdîkümullah / Allah (celle celalühû) bize ve size hidayet etsin.” demesi, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnet-i seniyyeleri arasında.


Su içme adabı


Hayat kaynağı olan suyu içerken imkânlar ölçüsünde kıbleye yönelmeli, oturarak besmele çekmeli ve bardak sağ ele alınmalı. Peygamber Efendimiz, zaman zaman ayakta su içerek, ayakta su içmenin günah olmadığını da göstermiş. Ebû Hüreyre (r.a) ise Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) su içme adabını şöyle anlatıyor: “Hiçbiriniz ayakta su içmesin. Unutarak içen de kussun!” Müslim’de rivayet edilen bir hadis-i şerif de suyun üç nefeste içilmesinin hikmetini naklediyor: “Üç nefeste içen kimse suya iyice kanar, böylece susuzluğu teskin edilmiş olur. Suyu üç nefeste içmek sağlığa daha uygundur.”


Yatsı namazından sonra istirahate çekilmek


Günümüzde çokça ihmal ettiğimiz sünnetler arasında yer alıyor yatsı namazı sonrası istirahate çekilmek. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), bunu prensip haline getirmiş, çok önemli bir mesele yoksa oturmamayı tercih etmişti. Hz. Aişe Validemiz’in “Hiçbir zaman, Resûlullah yatsıdan önce uyumamıştır ve yatsıdan sonra sohbet etmemiştir.” demesi bunun kanıtı. Peygamberimiz, yatsıdan önce uyumayı ve sonrasında oturup konuşmayı sevmezdi.


Bir ayda üç gün oruç tutmak


Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle kamerî takvim hesabına göre her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde yapmak Peygamber Efendimiz’in sünnetlerinden. Hz. Aişe Validemiz, Nebiler Serveri’nin her ay üç gün oruç tuttuğunu rivayet ediyor. Hatta O (sallallahü aleyhi ve sellem), sefer halinde bile bu günlerde oruç tutmayı ihmal etmemiş, ümmetini de bu konuda teşvik etmiştir: “Her ay üç gün oruç tutmak, bütün seneyi oruçla geçirmek demektir.”


Mezarlıktan geçerken selam vermek,


Çıplak ayakla namaz kılmamak,


Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek,


Yemek sofrasında sirke bulundurmak,


Yemek yemeye tuzla başlamak,


Yatmadan önce abdest alıp uyumak,


Bıyıkları en çok kaşla kadar uzatmak,


Tırnak kesmeye şahadet parmağından başlamak...



http://ift.tt/1jIHkPq

Samanyolu’na kurulan kumpas deşifre oldu

Samanyolu’na kurulan kumpas deşifre oldu


Hizmet Hareketi’ni karalamak için Samanyolu TV üzerinden kurgulanan tezgâh, tehdit edilen bir çalışanın itirafıyla ortaya çıktı. Buna göre Samanyolu muhabirinin bilgisayarına tahrif edilmiş ve “Yeni ses kayıtları oluşturmalıyız. Hükümet ve Başbakan gitmeli.” ifadeleri eklenen haber metni yerleştirilmek istendi. Kurum bilgisayarlarındaki bilgi ve belgeler alınmaya çalışıldı.




Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrası ‘Hizmet Hareketi’ne karşı yapılan büyük bir kumpas daha deşifre oldu. Samanyolu Yayın Grubu çalışanlarının bilgisayarlarına ulaşıp onların dosyalarını servis eden ve üzerlerinde değişiklik yapılan evrakı, çalışanların bilgisayarlarına yüklemek isteyen bir kişi tespit edildi. AK Parti hükümetine yakın @GizliArsiv isimli Twitter hesabı tarafından tehdit edilen Samanyolu çalışanı, yapılan bütün faaliyetleri itiraf etti. Yayın grubu da suç ve suçlu üretme amacıyla girişilen komployu yargıya taşıyarak bu işlemi yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. @GizliArsiv isimli kullanıcı daha önce sosyal medyada yaptığı provokatif yönlendirmelerle gündeme gelmiş ve hiçbir mahkeme kararına dayanmayan Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ses kayıtlarını yayınlamıştı. ‘Psikolojik beyin yıkamaya’ maruz kaldığını söyleyen Samanyolu çalışanı, “Gönderdiğim belgeleri birer suç unsuruna dönüştürüp ekler yaparak geri yolladı. Kurum çalışanlarının bilgisayarlarına yerleştirmemi istedi.” şeklinde konuştu. Konuyla ilgili bilgi veren Samanyolu Yayın Grubu avukatı Orhan Erdemli, “Bir kişiye karşı suç ve suç delili uydurma ve başkasının bilgisayarına izinsiz girerek verileri değiştirme suçlarından şikâyette bulunduk. Hukukî süreç başladı.” dedi. Samanyolu çalışanının verdiği belgeler arasında iddianame klasörü, köşe yazısı gibi internet ortamından elde edilebilecek haber malzemeleri olduğu öğrenildi.


17 Aralık operasyonu sonrası Twitter üzerinden @GizliArsiv isimli kullanıcının kendisine e-mail yolu ile ulaştığını anlatan Samanyolu çalışanı şunları söyledi: “Bir şeyler istediler benden. Önceleri kabul etmedim ancak daha sonra GSM numarama kadar bilgileri benimle paylaştılar. Benim de gözüm korktu. Üstü kapalı şekilde tehdit edildiğim için yapmak zorunda kaldım. Belgeleri istenilen yere aktardım. Herkesin bildiği belgelerdi. Yani onların bir bölümlerinden bir kesit alacaklar zannettim. Bir dosyada değişiklik yapmışlar. Paragraf değişikliği. Bunu bilgisayarıma yolladılar. E-mailde de şöyle yazıyordu: ‘Bunu muhabirlerden birisine atabilir misiniz? Bir bayanın bilgisayarına.”


Samanyolu çalışanı, muhabirin bilgisayarına atılmak istenen metne eklenen paragrafla ilgili de şu bilgiyi verdi: “Değiştirilen metinde özetle şöyle yazıyordu: ‘X olarak benim görüşüm piramit yapısının üst düzeyindekileri korumamız için dini ön plana daha fazla çıkarmalı alt tabakamızı korumalıyız. Komplolara devam edilmeli. Yeni ses kayıtlarını oluşturmalıyız. AK Parti hükümeti ve Başbakan gitmelidir. Derhal ve bizzat bu yapılamaz ise cemaatimiz ve Hocaefendimizin gerçek yüzü açığa çıkacaktır. Cemaatin itibarı kalmayacaktır.”


Tehdit ve manipülasyona maruz kalan Samanyolu çalışanı, kendisine yöneltilen ‘Bu gibi yöntemlerle masum insanlara kumpas kurmak bu kadar kolay mı?’ şeklindeki bir soruya ise şu cevabı verdi: “Kesinlikle ve rahatlıkla yapılabilir. Çünkü bu dosyayı bilinmeyen bir klasör oluştururlar bilgisayarın içinde. Kullanıcının bir haberi yoktur. Haberi olmadan o dosyayı onun içine atabilirler. Herhangi bir baskın sırasında da o bilgisayarda sürekli varmış, o dosyadan haberdarmış gibi olur.” Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, olayla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahte delillerle hukuku yanıltmaya çalıştıkları tahmin edilen komplocuları en başta Allah’a sonra da adaleti sağlamakla yükümlü olan yargı mercilerine havale ediyoruz.” Öte yandan 30 Mart’ta yerel seçimleri takip eden Cihan Haber Ajansı’nın internet sitesine düzenlenen siber saldırının bir benzerinin de önceki akşam Samanyolu Haber Televizyonu’na yapıldığı öğrenildi. Yurtdışı kaynaklı saldırı, yaklaşık yarım saat sürdü.



http://ift.tt/PvkNKA

3 Nisan 2014 Perşembe

Cihan Haber Ajansı ile AFP arasında işbirliği anlaşması

Cihan Haber Ajansı ile AFP arasında işbirliği anlaşması


Küresel bir haber ajansı olma hedefiyle faaliyetlerine devam eden Cihan Haber Ajansı (Cihan), dünyaca ünlü Fransız haber ajansı AFP ile işbirliği anlaşması imzaladı.




Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Abdülhamit Bilici ile AFP Başkanı ve CEO'su Emmanuel Hoog, Cihan'ın İstanbul merkez binasında düzenlenen törende anlaşmaya birlikte imza koydu.


Anlaşmayı Cihan'a değerlendiren AFP Başkanı ve CEO'su Hogg, Türkiye'nin dünyada çok önemli bir haber unsuru haline geldiğini söyledi. AFP CEO'su, "Yaptığımız bu anlaşma, Türkiye'de daha çok tanınmamız açısından da çok önemli." dedi. AFP'nin haber zenginliğinden ve gazetecilik tecrübesinden yararlanacaklarını ifade eden Cihan Genel Müdürü Abdülhamit Bilici ise "Türkiye'deki olayların daha doğru biçimde dünyaya yansıması konusunda da bu iş birliğinin faydası olacaktır" diye konuştu.


HOOG: BU ANLAŞMAYLA HABER KALİTEMİZ ARTACAK

İmza töreni için İstanbul'a gelen ve anlaşmadan dolayı son derece mutlu olduğunu belirten Emmanuel Hoog, bu aşamada işbirliğinin karşılıklı görüntü paylaşımını kapsadığını ve daha sonra farklı alanlara yayılabileceğini kaydetti.


Hoog, "Anlaşma ile özellikle Türkiye'yle ilgili olarak karşılıklı video paylaşımını artırmayı hedefliyoruz. AFP dünyadaki en büyük haber ajanslarından biri. Biz haber sunuşumuzla haberde yeni bir dijital devrim yapmayı amaçlıyoruz. Video önceden de olan bir şeydi; ama sayısı gittikçe artıyor. Günlük yaklaşık 200 video geliyor dünyanın her yerinden. Bu anlaşma bizim operasyon gücümüzü ve kalitemizi artıracak." ifadelerini kullandı.


Cihan Haber Ajansı'nın dünyada birçok medya kurumu ve önemli haber ajanslarıyla benzer işbirliği anlaşmaları imzaladığını hatırlatan Abdülhamit Bilici de, "Daha önce Rusya'dan RIA Novosti ile bir anlaşmamız vardı. Geçtiğimiz aylarda Çin haber Ajansı Xinhua ile anlaşma imzaladık. Hindistan'da önemli bir ajansla işbirliğimiz verimli şekilde devam ediyor." diye konuştu. Türkiye'nin her noktasında muhabirleri bulunduğunu belirten Bilici, Cihan'ın dünyada da yaklaşık 90 ülkedeki muhabirleriyle güçlü bir haber zenginliğine sahip olduğunu ifade etti.


TÜRKİYE'NİN DAHA İYİ ANLAŞILMASINA KATKIDA BULUNACAK

AFP'nin anlaşma sayesinde Cihan Haber Ajansı'nın Türkiye'nin yanısıra dünyada güçlü olduğu yerlerdeki haberlerinden yararlanacağını belirten Bilici, "Özellikle AFP'nin iyi olduğu yerler var. Biz de oralarda onların videolarından faydalanmış olacağız. Zaten şu an işbirliği karşılıklı olarak başlamış durumda ve her iki taraf da haber konusundaki bu çalışmadan oldukça memnun. Taraflar böylece birbirlerinin eksik yanlarını kapatıyorlar. Bizim açımızdan hem bu haber açığını kapatmak hem de köklü bir ajans olan AFP'nin tecrübelerinden, habercilik konusundaki birikimlerinden yararlanmak önemli. Anlaşma, eğitim, fotoğraf gibi yeni alanlarla daha da geliştirilebilir." açıklamasında bulundu.


İşbirliğinin, Türkiye'deki haberlerin dünyaya daha doğru yansıtılması konusunda da faydası olacağını düşündüğünü belirten Bilici, "AFP dünya çapındaki haber ajanslarından biri ve çok sayıda abonesi var. Haberleri bizden alırlarsa bu birçok noktada Türkiye'nin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur." ifadelerini kullandı.


AFP Türkiye Şefi Philippe Alfroy ve AFP Satış Direktörü Sabrina Rossi'nin de iştirak ettiği imza töreni sonrası yetkililer birlikte öğle yemeği yedi.


AFP heyeti daha sonra Feza Gazetecilik ve Cihan Haber Ajansı merkez binasını gezerek yetkililerden bilgi aldı.



http://ift.tt/1pW3Juw

Güneş gözlüğü alırken buna dikkat edin!

Güneş gözlüğü alırken buna dikkat edin!


Baharın gelmesiyle güneş ışınlarının insanların gözlerine zarar verebileceği, önlem alınması gerektiği belirtildi. Optisyen Emre Özyazıcı, güneş ışınlarına karşı gözlerin sağlıklı bir güneş gözlüğüyle korunabileceğini, gözlük üzerinde Sağlık Bakanlığı'nın şartı gereği UV ışınlarını kestiğini gösteren bir tescil olması gerektiğini bildirdi.




Optisyen Emre Özyazıcı, güneş gözlüğü seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin, camının yüzde 100 ultraviyole (UV) filtreli ve kaliteli olması gerektiğini söyledi. Yaz aylarının başlamasıyla birlikte güneş ışınlarının dik ve dike yakın açıyla gelmesinden dolayı zararının arttığını belirten Özyazıcı, önlemler alınması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.Özyazıcı, "Yaz aylarında dünyaya ulaşan UV miktarı, kışa oranla üç kat daha fazla olduğu için korunmak büyük önem taşıyor. Ayrıca, son yıllarda güneş ışınlarının insan vücudunda oluşturduğu zarar, ozon tabakasının hasar görmesiyle daha da arttı. Güneşe maruz kalmak gözde katarakt, yaşa bağlı maküla dejeneresansı (sarı nokta) ve göz eti gibi hastalıklara sebep olur." dedi.



Güneş gözlüğünün modelinden çok işlevinin önemli olduğunu dile getiren Özyazıcı, "Geniş camlı, yüze iyi oturan ve göze yakın yerleşen gözlükler en iyi korumayı sağlar. Üzerinde, Sağlık Bakanlığı'nın şartı gereği UV ışınlarını kestiğini gösteren bir tescil olması gerekiyor. Bu yüzden gözlük alırken mutlaka sertifika isteyin. Ayrıca, ışığa karşı tutup aşağı ve yukarı oynatın. Bu sırada dalgalanmalar oluşuyorsa camının düşük kalitede olduğunu gösterir. Güneş gözlüğünü, bir uzmanın yardımıyla yüz şekline göre almak önemlidir. Yüze tam oturmayan gözlükler, yanlardan sızan güneş ışınlarına maruz kalmanıza sebep olur. Almak istediğiniz gözlüklerin cam renginin duman ve kahverengi olmasına da dikkat edilmelidir. Camın koyuluk miktarı, kişinin ışık hassasiyetine göre seçilmelidir. Özellikle numaralı gözlük kullanan kişiler, güneş gözlüğü almadan önce mutlaka bir hekime başvurmalıdır." diye ifade etti.



Gözün, zararlı ışınlardan korunmak için birçok doğal koruma sistemine sahip olduğunu ifade eden Özyazıcı, şunlara dikkat çekti: "Gözlerin koruyucu kemik yapı içine yerleşmiş olması, kaş, burun, yanaklar, göz kapakları ve iris tabakası gözün fazla ışıktan korunmasını sağlar. Ancak göze giren bu ışınların miktarı arttığı zaman ve ortamlarda bu tabakaların koruyucu etkisi azalarak hem kendileri, hem de sinir tabakası hasar görür. Gözlerimizi güneşin bu zararlı ışınlarından korumak için yaz aylarında ve açık havalarda güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Özellikle güneşin dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneşle direk temastan kaçınılmalıdır."



http://ift.tt/Po8orI

Kardeşliği sosyal medyada feda etmeyin

Kardeşliği sosyal medyada feda etmeyin


Günlük hayatın vazgeçilmezi haline gelen sosyal medya, son günlerde yaşanan siyasî gerilimle birlikte arkadaş ve akrabalar arasında kırgınlıkların artmasına yol açtı. Yazılanların konuşma gibi duyguları yansıtmadığını belirten uzmanlar, sanal âlemde sevdiklerimize karşı daha temkinli olmayı öneriyor.




Sosyal medya kullanımı, bilgi paylaşımı ve haberleşmenin yanı sıra insan ilişkilerinde de önemli bir yer tutuyor. Yüz yüze iletişimde insanlar muhatabına karşı daha hassas davranırken, sosyal medyada bu hassasiyet korunamıyor. Yazı dilinin duyguları yansıtmada yeterli olmaması, insanların birbirini daha çok kırmasına sebep oluyor. Son günlerde yaşanan siyasi gerilim ve söylemler, birçok kişinin sosyal medyada arkadaş ve akrabalarıyla ilişkisini koparmasına neden oldu. Bir tarafta ilişkiler kolayca kesilirken diğer tarafta eşini dostunu kaybetmemek için sosyal medya hesapları kapatılıyor. PR ajansında danışmanlık yapan Özlem E., yaşadığı sıkıntıyı şöyle anlatıyor: “30 Mart seçimlerinden sonra sosyal medya üzerinden ‘Halk kararını verdi, siz kaybettiniz’ baskısı arttı. Aynı kaseden çorba içtiğim dostlarım ‘kaybettiniz işte’ diyerek farkında olmadan kutuplaşma siyasetine su taşıyor. Siyasi yarış uğruna dostluklar bitti, aile içinde tartışmalar ve parçalanmalar yaşandı. Birçok arkadaşım, babasıyla konuşmuyor bile. Sırf kavgadan, tartışmadan uzak durmak için sosyal ağlara kısa bir süre ‘mola’ dedim. Yoksa daha fazla kalp kırılacak bu yüzden.”


Sosyal medyanın çok derin analizli düşünmeye müsaade etmediğini kaydeden Uzman Psikolojik Danışman Mehmet Akif Aydın, bir düşünceyi 140 karakterle ifade etmenin birçok sınırlama oluşturduğunu ifade ediyor. Kısacık bir yazıdan yola çıkılarak yapılan genellemelerin ise en büyük iletişim hatalarından biri olduğunu vurguluyor.


Facebook, Twitter derken sosyal medya günlük hayatın vazgeçilmezi haline geldi. Öyle ki, Türkiye’de Facebook kullanıcı sayısı 32 milyonu aşmış durumda. Facebook’u 6 milyon kullanıcısı ile Twitter takip ediyor. Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda beğenilmeyen yorumlar, karşıt fikirler ve bu fikirlerin sahibi olan arkadaş ve akrabalar, sosyal medyadan kolayca siliniyor. Sosyal medyada sadece kendi görüşünü ortaya koyma ve aşırı değer verme gibi bir anlayışın hakim olduğunu söyleyen Aydın, kişinin bu düşüncesini karşı tarafa kabul ettiremediği zaman kırılmalara sebep olduğunu belirtiyor. Bu davranışın olgunluk olmadığını vurgulayan uzman, kırılmaların saldırı ya da küsme şeklinde kendini gösterdiğini dile getiriyor. Yüksek lisans öğrencisi Nihal Bayrak da sosyal medya ağlarında paylaştığı haberlerin ya da bilgilerin altına yorum yazan arkadaşlarının artık eleştirilerin boyutunu aştığından yakınıyor. Bayrak, seçim sonrasında da üsluplar bozulunca birçoğunu üzülerek listesinden çıkartmak durumunda kaldığını belirtiyor. Değer verilen şeylerin bundan bir beş yıl sonra bakıldığında kişiye komik geleceğini ifade eden Aydın, “Fakat şu an bize ait düşünceleri, gerçek bir zafer gibi algılıyoruz ama aslında ileride çok yanılsamalar olacak. Değer verdiğimiz şeyler zaman içinde değişebilir. Herkes bu gerçeğin farkında olmalı. Dolayısıyla her an yanılma payım olabilir gibi olgunca bir düşünceyi kendi içimizde barındırarak, karşı tarafla ilgili muamelelerimizi ona göre ayarlamamız gerekir. Temkinli olmak, insanı her zaman daha canlı, daha diri ve güvende tutar.” diyor.



http://ift.tt/Po8mjC

2 Nisan 2014 Çarşamba

Fransa'da Türk belediye başkan adayına ırkçı hakaret

Fransa'da Türk belediye başkan adayına ırkçı hakaret


Fransa'da Pazar günü gerçekleştirilen yerel seçimlerde belediye başkan adayı olan Türkiye kökenli İlker Çiftçi, seçimleri kaybeden Sosyalist adayın ırkçı saldırısına uğradı.




Ülkenin doğusunda yer alan Montbeliard'da gerçekleştirilen seçimlerde başkanlığı merkez sağ parti Halk Hareket Birliği (UMP) adayı Marie-noëlle Biguinet'e kaptıran eski başkan Jacques Helias, yenilginin sorumlusunun bağımsız aday İlker Çiftçi olduğunu söyledi. Helias, ikinci tur seçimleri sonrası Sosyalist Parti'nin İl Başkanlığı'nda gerçekleştirilen toplantıda seçimlerde yüzde 10 oy oranına ulaşan Çiftçi'den bahsederek, "Yenilgimin sebebi pis Türktür." ifadelerini kullandı.



Salonda yer alan diğer partililerin büyük tepki gösterdiği açıklama sonrası Jacques Helias'ın yardımcılarından Aziz Sekri salonu terk etti. Sekri, "Büyük utanç ve öfke hissettim. Bu bir rezalet." ifadelerini kullandı. Sekri, "Bu ifadelerle aşırı sağdan ne farkımız kaldı?" sorusunu yöneltti. Aynı tepkiyi Sosyalist adayın listesinden Belediye Meclis Üyesi seçilen Myriam Chiappa-Kiger de gösterirken, zor geçen bir hafta sonrası Helas'ın açıklamalarının 'çok acı' olduğunu vurguladı.



Türkiye kökenli aday İlker Çiftçi de Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Jacques Helias'ın başarısızlığını kendi üzerine yıkmaya çalıştığını belirterek, halkın seçimlerde ekip ve projelere oy verdiğini hatırlattı. Çiftçi, seçmenin insanları küçümseyen ve hor gören birini cezalandırdığını kaydetti. Seçimlerde gerçekleştirdiği başarının takdir edilmesi gerekirken Helias'ın hakareti seçtiğini vurguladı. İlker Çiftçi, Sosyalist Partili politikacıları eski belediye başkanı Helias'ı kınamaya davet etti



Montbeliard'da gerçekleştirilen yerel seçimlerde UMP'li aday yüzde 50 ile ilk sırada yer alarak belediye başkanı seçilmişti. Jacques Helias yüzde 27 oy alırken, üçüncü sırada yer alan İlker Çiftçi ise yüzde 10 oranında oy elde etmişti.



http://ift.tt/1h2ESUm